12 Eylül 2009 Cumartesi

Paketten Kaçan Sigaranın Hikayesi (:

03 Eylül 2009 Perşembe

içgüdüseL

fonda dilediğimce, istediğim müzikleri kullandığım bu filmde ağır çekimde kitapları kaldırıyorum kocaman kutulara. odamı, evimi, sınırlı senede yaşadığım hayatımı terkediyorum
serseri ruhumu çıkartıp asıyorum portmantoya; üstelik çok kez değiştirilmiş hayatımın kabuklaşmış hallerininin yanı başına..
neler canımı yakacak, neler buruk acıları doğuracak biliyorum.
bazı zamanlarda bir boşluk doğar insanın içinde, daha sonra düşersin, bir anda anlam veremezsin, ve yere çakılırsın,sonunda "buymuş" dersin,
işte bu yüzdendir gücüm, güvenim kendime olan kararlığım "buymuş" dediğim için.. farklı değil yaşanan hiçbir şey.. neden en çok duyulan cümlenin; "aynısını ben de yaşadım" olduğunu sanarız.. öyledir çünkü.. aynıdır..
sonuç "buymuş".. ne bekliyordun herkese ayrı bir hayatın bahşedilmesini mi?
elbette aynı...elbette bir elma ağacı yalnızca kendisinin meyve verdiğini sanar, elbette kartallar yalnızca kendilerinin süzülebildiklerini düşünürler, elbette insanlar da her şeyin kendilerine has olduğuna inanır..
yazık ki zaman sonra farkediliyor hayat ve onun gerçekleri.. yaşarken değil de yaşadıktan sonra oturup sindire sindire düşününce işliyor kanımıza.

şimdi durup sorgularsam yaşadıklarımı, biliyorum ki içimdeki vicdansız düşmanım, vicdanımı dürtecek ve tüm güzellikleri sunacak bana. yakacak içimi, yaralar açacak kabukların oluşumunu uzun uzadıya erteleyecek, hapsedecek beni, benliğimi. bu yüzden sorgulamak bir kenara aklıma bile getirmemeyi öğrenme sürecinde olduğum şu zamanlarda yaşadığım bocalama, zorluk, bana kabuk olarak değil "buymuş" olarak geleceği için çok şanslıyım.. ve yeni bir deneyim için "merhaba hayat, kabul edersen kapından içeri tekrar bir adım atmak istiyorum!.."

18 Ağustos 2009 Salı

hani tırnak kırılırda bir türlü etten ayıramazsın..
sıkı sıkıya bağlıdır da ayrılışı canını yakar...
tırnağım kırıldı, kopmak üzere
ve çok canımı yakıyor!
hiç sevmediğim kadar çok seviyorum şimdi kırılan yanını..
hatta gitmesin bir yere diye bantladım
oysa biliyorum ki çok yakında düşüp gidecek...
etimin batan yanı kalacak ve acısı...

korkuyorum korktuklarımı yaşamaktan
saçmalamadım aslında ama biliyorum ki çoğuna saçma gelecek yazılanlar...

14 Ağustos 2009 Cuma

Sorma

Nasıl içimi dökesim var;
Olsun varsın yalnız içime dökülsün
Yetinirim bir kaç arabesk seslenişle;
"Sorma ne haldeyim..."

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Bir bir verseler tüm şiirleri avuçlarıma, didik didik etsem hepsini ve bir gecenin karanlığında yıldızları etiketlesem her birindeki bana ait cümlelerle. Ve amacım olsa izlemek; olan biteni her şeyden uzak bensizken ardımda kalan cümlelerimin izlerini. Aynı, hayata başladığım gün gibi bir kafiye ile, son bir kafiye olsa nefesim, bir bulut misali çizse sliüetimi semaya. Ve bir düş bahçesinin yolunda yürüyen gönülçelenlere ışık olsa; ışık saçan gönlümün vasiyeti. Küçük bir imza kalır ardımda adını gamzeden alan. Bir tebessüm...

22/07/2009
Dilâ Nur Aydemir


13 Temmuz 2009 Pazartesi

alem i düş

cümlelerin ardında kalan tek bir sonuç varken avuçlarımda her şeye inat tek kalan beyaz gelecek düşler adına bu yola devam ediyorum.
engeller içime işlemese her yer kan lekesi olmasa... Ve anlasa hayat ne kadar istediğimi bu düzeni, sussa herkes ve yalnız eller anlatsa dilsiz hayatın suskunluğunu. hep bir argınlık olacak ya karşılıksız,her bir yorgunluk olsun varsın mutlu edecekse yaşlılığımı.bir bütün olmaksa amaç serdeerkeklik kalksa ortadan ziyanı yok gözyaşları efendisi olacak mutluluğa eren yolun bitişinde.
ve sevdiğim elinde en sevdiklerimle karşılayacak beni yine. sadece benliğimle sevdiğini bileceğim beni sadece her şeyimle orada olduğum onun olduğum için...
masumiyetimi hediye olarak sunduğumu bilecek, gözlerine baktığımda nasıl duruyorsa olan biten , son verecek olan bitenine; baktığında gözlerime.
şimdi tek bir adım ve koşmak kalıyor gerçeğe. önce uyanıp birer birer hayallerden sonrasında arınmak gerekiyor düşlerden. inanmak gerek ve sonsuzda saklamayı bilmek... kilitleri değil ardını anlamak, bir kilidi örtmek yerine açmak gerek.
alem i düş sunuyor meşalelerini teker teker ve ellerim dolup taşıyor. bilsem de bırakmam gerektiğini karşı koyamıyorum , yürüdükçe karanlıklarda saklı kalan düşlerimin aydınlanmasının ardında kalan yakamoz misali yansımaların içinde kaybolmak; karşı koyamamamın yegane sebebi oluveriyor...

01.05.2009//22:59

17 Haziran 2009 Çarşamba

Hedeflerim neydi şimdi neredeyim diye baktığımda gördüğüm manzara istemeden şaşırtıyor beni. Zamanın bu denli hızlı akıp gitmesi, yaşanılanların tadına varamamak ve yavaş yavaş yaşlanmak düşüncelere gark ediyor istemeden. Pişmanlıklar artıyor kimi zaman, söylemek isteyip de söyleyemediklerim çoğalıyor artık.. Her şeyi söylerken de çok mutlu ettiğini söyleyemem hayatın ama ifade özgürlüğünü savunduğum dönemlerde rahatlatırdı içimi. Görünenin ardında kalan bir yaşamı seçmiş olmak sanırım sadece bana has değilmiş... Meğer bu oyunun bir parçasıymış herkes; sağım solum sobe...
Aslında denir ya hep sona gelindiği vakit düşünür insanlar başlangıçlarını diye... Garip bir şekilde sona gelmeden düşünmek istiyorum artık ben. Çocukluğumu hatırlamak istiyorum çok vakit. Karanlıkta kalanların ne olduğunu bilmek istiyorum. Nasıldım ve nasıldı oyun oynayanları izlemek kendi oyunlarıma daldığım süreçlerde.
Ihlamur kokusu var sadece hatırladığım. Nedensiz içimi paramparça eden bir koku. Ihlamur kokularında boğulurken bu yaz günlerinde. Kim bilir neler vardı o kokulara hapsettiğim.. Ve şimdi İstanbul ıhlamur şehri yalnız benim için.
Daha çok yol var önümde daha çok hedef... Biliyorum belki olmak istediğim hedeflerden vazgeçtiğim ve sığındığım hedeflerin gölgesi baskın çıkacak kimi zaman. Ama bu bir oyun ve bunu kabulleneli epeyce zaman olmuş. Bilinmezde gibi görünsem de açılacak olan kapıya koştuğumun farkındayım her zaman.. Ve hep kapanacak olan kapıların ağırlığında umut pompalayacak kadar cesur olduğumu biliyorum. Bu yüzden yaşlanıyor, ağır yolları görüyor, ürperiyor, gözlerim ıslanıyor olsa da cesaret denen olguya sahip olmanın şansına şükrediyorum.